04/07/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

“ÇED OLUMLU KARARI ANAYASAYA AYKIRI”

Kütahya Barosu Çevre Ve Kent Hukuku Komisyonu,  Simav ve Tavşanlı ilçelerinde Zenit Madencilik tarafından açılması planlanan ve olumlu ÇED raporu verilen altın gümüş madenine ilişkin bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada; “ÇED olumlu kararı, ÇED kavramının amacına, Çevre Kanunu’nun amacına ve Anayasanın 56.maddesine aykırıdır” denildi.

ÇED raporunun olumlu çıkması üzerine harekete geçen komisyon, çevreye verilecek zararın telafisinin imkânsız olduğu gerekçesiyle yürütmeyi durdurma istemiyle dava açtıklarını belirtti. Açıklamada; daha önce de orman kesim işlemlerinin iptali ve Simav Örencik köyündeki acele kamulaştırma kararlarına ilişkin de dava açıldığı ifade edildi.

“SİYANÜRÜN ETKİLERİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPILMADI”

Proje sahasının Türkiye ormanlarının önemli bir kısmını oluşturduğuna dikkat çeken komisyon üyeleri,  sahadaki dağlarda çok büyük sayıda endemik türün yaşadığını ve bu türlerden bazılarının sadece bu dağlarda görüldüğünü aktardı. Proje sahasındaki dağların çevresinde tarımsal faaliyetler ve hayvancılığın yaygın olduğunun belirtildiği açıklamada: “Bu bölgede gölet ve baraj bulunmakta, proje sahası etkili deprem bölgesidir. ÇED olumlu kararı, ÇED kavramının amacına, Çevre Kanunu’nun amacına ve Anayasanın 56.maddesine aykırıdır. ÇED raporunda üretim alanın kullanılacak olan siyanürün insan yaşamına, doğaya, havaya, suya büyük zararlar vereceği ve zararların, tehlikelerinin ne olduğuna ilişkin olarak açıklama yapılmamıştır, maden sahasının bulunduğu dağların sularında yaşanacak bir kirlenmenin su sağladığı Susurluk Havzası, Emet Çayı Havzasındaki tarım ve hayvancılık faaliyetlerini etkileyeceği çok açıktır. ÇED olumlu kararının mevzuata, Uluslararası sözleşmelere aykırı olması nedeni ile iptalini talep etmekteyiz” denildi.

“EKOSİSTEM DENGESİ TAMAMEN BOZULACAK”

Gerek projenin gerçekleştirileceği yerin gerekse etki alanının insan sağlığı, orman ve bitki varlığı, hayvanlar, yer altı ve yüzey suları, tarım alanları ve çevre üzerinde olumsuz etkileri üzerine bir incelemenin yapılmadığını belirten komisyon üyeleri: “Söz konusu proje sahasında yapılacak faaliyetler ile ekosistem dengesi tamamen bozulacaktır. Proje alanı ve çevresi Susurluk Havzası içinde yer almaktadır. Söz konusu proje sahasındaki cevher üretimi için gerçekleştirilecek faaliyetler sonucunda suların kimyasal özellikleri bozulacaktır. ÇED raporunun alanı içinde bulunan ruhsat sahasında kızıl geyik ( Cervus Elaphus)  ve türleri bulunmaktadır. Çatak bölgesinde geyikler koruma altındadır.  Yaban hayatı koruma sahasının varlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından adeta inkâr edilmekte ve bu alan görmezden gelinmektedir. ÇED sahasında kültür ve tabiat varlığı mağaralar bulunmaktadır: ÇED alanına 250 metre mesafede İnçal, 350 metre mesafede Kocain Mağarası bulunmaktadır. On milyon yıllık olduğu bilinen mağaralar kültür ve tabiat varlıkları olup korunması gereken alanlardır” açıklamasında bulundular.

“ZARAR ÇOK BÜYÜK BİR ALANI ETKİLEYECEK”

ÇED sahası çevresinde köy sakinleri tarafından buğday, arpa, çavdar, mısır, nohut, ayçiçeği, korunga, fiy, patates üretimlerinin de gerçekleştirildiğini kaydeden komisyon üyeleri: “Köy halkları tarafından elma, armut, ceviz, fındık, kızılcık, vişne, şeftali, kayısı yetiştirilmekte ve- domates, biber, salatalık, kabak üretilmektedir. Örencik ve civar köylerinde yetiştirilmekte olan büyükbaş hayvan sayısı 3.000-5 bin arasında yer almaktadır. Kümes hayvancılığı ve Küçükbaş hayvancılığı büyük sayıda köylerde yapılmaktadır. ÇED raporu iki büyük riski barındırmaktadır. Birinci ris işletmede yüksek oranda kullanılacak siyanür toksisitesi ile ilgilidir. İkinci ve yaygın etkisi daha geniş olabilecek tehlike, süreç sırasında uygulanan işlemlerin sadece altını ve gümüşü çözmeyip aynı zamanda topraktaki cıva, nikel, arsenik, antimon, krom, kurşun vb. diğer mineralleri de çözecek ve açığa çıkaracak olmasıdır. Madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan kirlenmiş yeraltı suları ve açık ocakta birikecek olan suların yüzey sularına deşarj edileceği, burada yapılacak deşarjların drenaj ağları ile Gölete, Koca Çayı’nı ve Kocasuyu, Emet Çayını etkileme riski bulunmakta, özellikle bölgenin birinci derece deprem bölgesinde olduğu, tarihsel depremlerin bölgeye önemli hasarlar verdiği dikkate alındığında olası bir depremde havuzların yıkılması, liç sahasının zarar görmesi durumunda yüksek metal içerikli akışkanların yüzey suyu ile ovadaki Kocaçay, Kocasu ‘ya ulaşma riski taşımaktadır. Kocaçay   Manyas Gölüne, Kocasu  ise Marmara Denizine dökülmektedir. Böylelikle zarar çok büyük bir alanı etkileyecektir. Ayrıca  gerek liç gerekse pasa sahasının altındaki jeolojik örtünün gevşek çakıl, blok ve kumlardan oluşması ve yer yer geçirimli olduğundan, burada olası bir hasar esnasında kirlenmiş ve metal içerikli suların yeraltı suyuna süzülme riskinin yüksektir” şeklinde konuştular.

PROJE ALANI DİRİ FAY HATLARI ÜZERİNDE

Proje alanının 1. derece tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer aldığının altını çizen komisyon üyeleri: “Proje sahası Simav fay zonu ile Kütahya fay zonu gibi iki ana diri fay sisteminin arasında bulunmaktadır. Doğal ekosistemlerin tahrip edilmesinin, ormanların yok edilmesinin, madencilik ve termik santrallerin neden olduğu ve yıkıcılığını artırdığı bilimsel bir gerçektir” diyerek sözlerini tamamladılar.