28/06/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

“DÜŞMANA ‘DUR’ DEDİĞİMİZ, ‘DEFOL GİT’ DEDİĞİMİZ YERİN ADI DUMLUPINAR’DIR, KÜTAHYA’DIR!”

Mecliste söz alan MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 kutlamaları için çağrıda bulundu. Kütahya’da çok büyük bir tören gerçekleştirmek istediklerini belirten Erbaş: “1922 yılında vatanımızı elimizden almak isteyen yedi düvele, düşmana ‘Dur’ dediğimiz ‘Defol, git’ dediğimiz yerin adı Dumlupınar’dır, Kütahya’dır. 2022 yılı, Büyük Taarruz’un 100’üncü yılıdır. Kütahya’da çok büyük bir tören gerçekleştirmek istiyoruz” dedi.

MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, 2022 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi hakkında grubu adına söz aldı. Ülke ve Kütahya’nın turizm potansiyeline değinen Milletvekili Ahmet Erbaş, turizm gelirlerinin artırılabilmesi için önerilerde bulundu.

“CARİ AÇIĞIMIZIN YÜZDE 27’SİNİ TEK BAŞINA KAPATIYOR”

Turizmin parti ve siyaset ayrımı yapmaksızın öncelikli ulusal politikalar arasında yer alması gerektiğini kaydeden Ahmet Erbaş: “Turizme iç içe, doğrudan etkileyen en az 100 sektör vardır; ulaşımı var, inşaatı var, gıdası var, tekstili var, teknik malzemeleri var, istihdama katkısı var. Kayıt dışının en az olduğu sektörlerden biridir. Cari açığımızın yüzde 27’sini tek başına kapatıyor. Yalnızca yurt içi piyasada üretilen gazlı içeceklerin yüzde 24’ü turistik tesislerde satılıyor, kesilen büyükbaş hayvanların yüzde 16’sı turizmde kullanılıyor. Hepimiz gördük ki ihracat rekorları kırmamıza, büyüme rekorları kırmamıza rağmen turizm olmayınca cari açığı kapatamadık, gayrisafi millî hasılayı artıramadık” ifadelerine yer verdi.

“ÖNCELİĞİMİZ, KALİTELİ TURİST OLMALI

Ahmet Erbaş, pandemide 25 milyon turist-20 milyar dolar olan hedefin bunca zorluğa rağmen bu yıl 28 milyon turist, 22 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirtti. 80 milyon turist ve 100 milyar doların da yakında görüleceği temennisinde bulunarak; “Ama önceliğimiz, kaliteli turist olmalıdır. Ege ve Akdeniz çanağında binlerce yat geçiyor, marinaları çoğaltmalıyız. Bu arada yabancı turist için her şey dâhil sistemden ve plajlardaki çirkin iskele enflasyonundan vazgeçmemiz gerekiyor” açıklamasında bulundu.

“ANADOLU TURİZM TEKNİK LİSELERİ ÇOĞALTILMALI”

Türk Cumhuriyetleri arasında kurulan Türk Devletleri Teşkilatından, MHP olarak büyük mutluluk duyduklarını vurgulayan Erbaş, bir sonraki toplantıda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de davet edilmesi temennisinde bulundu. Bu birlikteliğin ülkeler arası ticaret hacimlerini de artıracağına dikkat çekerek; “Bu artıştan turizm de mutlaka payını almalıdır. Bu ülkelere uçak seferlerini mutlaka artırmalıyız. Bu bağlamda gerçekleştirilen Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali de çok anlamlıdır. Tüm paydaşlarıyla insanın insana hizmet ettiği bu sektörde yatırımı insana yapmanın önemi ortadadır. Sadece dört yıllık fakültelerin turizme ve paydaşlarına çare olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, Anadolu turizm teknik liselerini çoğaltmalıyız” şeklinde konuştu.

AMACIMIZ, TURİZMİ ON İKİ AYA YAYMAK VE ÇEŞİTLENDİRMEK OLMALI”

“Ekonomide ilk 10’a giren bir markamız maalesef yok ama dünya turizminde ilk 10’a giren bir markamız var, o da İstanbul’dur” diyen Ahmet Erbaş, “Gelen turist sayısında Bangkok’la, Paris’le, Londra’yla yarışmaktayız. Dünyada iki kıtayı birleştiren başka bir şehir yok. Galata Kulesi tüm zamanların ziyaret rekorunu kırmıştır. Kız Kulesi restorasyonu bittiğinde, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ve buna benzer yapılacak olan festivaller, kısa zamanda muhteşem bir eser olarak karşımıza çıkan Atatürk Kültür Merkezi İstanbul’un değerine değer katacak, 13 milyon ziyaretçiyi en az 25 milyon yapacak önemli çalışmalardır. Amacımız, turizmi on iki aya yaymak ve çeşitlendirmek olmalıdır. Bunu yaparken Antalya’da dağa taşa muz serası için verdiğimiz teşviklerin bir kısmını da turizmciye ve turizmin çalışanlarına destek olarak verebiliriz. Sektörün kredi limitleri dolmuştur, limitlerin artırılması, KGF fonu destekli özel teşvikli, düşük faizli krediler açmalıyız, mutlaka enerji desteği vermeliyiz. SGK primleriyle destek paketleri hazırlamalı, seyahat acentelerine tanıtım ve pazarlama teşviki vermeliyiz, kentlerin turizm potansiyelini artırmalıyız” ifadelerini kullandı.

BİNLERCE VATAN EVLADINI KÜTAHYA’DA TOPLAYALIM”

Kütahya’nın turizm potansiyeline de değinen Milletvekili Ahmet Erbaş: “1071, Anadolu’nun tapusunu aldığımız tarihtir. 1922 yılında vatanımızı elimizden almak isteyen yedi düvele, düşmana ‘Dur’ dediğimiz ‘Defol, git’ dediğimiz yerin adı da Dumlupınar’dır, Kütahya’dır. 2022 yılı, Büyük Taarruz’un 100’üncü yılıdır. Kütahya’da çok büyük bir tören gerçekleştirmek istiyoruz. Bu özel durumdan dolayı Kurtuluş Savaşı’mızın 100’üncü yılını Cumhurbaşkanlığımızın himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ve Millî Savunma Bakanlığımızın birlikteliğinde çok büyük bir şölen havasında gerçekleştirelim, yurt içi ve yurt dışından binlerce vatan evladını buraya toplayalım. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 kutlamaları tüm dünyaya ses getirecek şekilde olmalıdır. Bunun provasını 2022’de, gelin, Kütahya’da birlikte yapalım. Şehit kanlarıyla sulanan bu kutlu topraklar, kuruluşun ve kurtuluşun şehri Kütahya bunu fazlasıyla hak ediyor” dedi.

“KÜTAHYA’YA BİR KAFTAN MÜZESİ İSTİYORUZ”

Memleketin her köşesinde saklı kültürlerin olduğunu ifade eden Ahmet Erbaş: “Bunlardan pek çoğu da Kütahya’dadır; örneğin, kadın kaftanları. Osmanlı’da ve cumhuriyetin ilk yıllarında Kütahya genellikle kaftan dikimi merkeziymiş, hatta Mevhibe İnönü’nün gelinliği Kütahya’da dikilmiş. Biz Kütahya’ya bir kaftan müzesi istiyoruz. Ayrıca, leblebinin başkenti olarak kabul ettiğimiz Tavşanlı’ya da bir leblebi müzesi istiyoruz. Ve bu arada müjdesini aldığımız, yeniden ihalesi gerçekleştirilen Arkeoloji Müzemizin de en kısa zamanda kültür ve turizmin hizmetine sunulmasını bekliyoruz” diye konuştu.

ZANAATLARI SEÇMELİ DERS OLARAK MÜFREDATA EKLEYELİM

Erbaş şöyle devam etti: “Yine, çok önem verdiğimiz bir konu: Yavaş yavaş nesilleri tükenen sihirli eller, yaşayan ustalar; kimdir bunlar? Kalaycı, yorgancı, keçeci, kunduracı ustaları, ahşap ustaları ve böyle giderse maalesef çini ustaları. Yaşayan son ustalarımızı da kaybedersek, bu değer unutulursa bizden sonraki kuşaklar bu önemli kültür varlıklarımızı sadece siyah beyaz fotoğraflardan görecek. Gerekirse bu zanaatları seçmeli ders olarak müfredata ekleyelim, ustalarımızı oralarda değerlendirelim ve çıraklığı mutlaka teşvik edelim. Çünkü bu varlıklar kıymetimizdir, nesillere aktarabileceğimiz nadide değerlerimizdir, kültürümüzdür.”