27/01/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

BİR UCUNDAN DİĞER UCUNA 3 KM YOL GİDİLECEK

Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral, isim hakkını aldıkları 29 Ekim Seramik Fabrikası’na ilişkin açıklamalarda bulundu. Kütahya’da kurulan fabrikanın 2022 yılının başlarında faaliyete geçirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Güral: “2022 yılının ilk çeyreğinde türünün en iyi örneklerinden olacak Güral 29 Ekim Seramik Fabrikasını hizmete açmayı planlıyoruz. Bir ucundan diğer ucuna yaklaşık 3 km yol gidilecek fabrikamız 7 milyon metrekare kapasite ile üretime başlayacak ve 11 milyon metrekare kapasiteye çıkacak” dedi.

Modern üretim teknikleri, kusursuz porselen anlayışıyla dünyada ve Türkiye’de sektörünün öncülüğünü üstlenen Güral Porselen, 2019 ve 2020 yıllarının ihracat şampiyonu olarak büyümesine tüm hızıyla devam ediyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Seramik, Çimento, Cam ve Toprak Ürünleri sektöründe geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ihracat şampiyonu olan Güral Porselen, Türkiye’nin porselen ve bone olarak yurt dışına yaptığı toplam ihracatın yüzde 36’sına imza atıyor.

“TEK ÇATI ALTINDA ÜRETİM YAPABİLEN TEK FİRMAYIZ”

Pandemi sebebiyle tüm dünyada zor bir süreç yaşandığını kaydeden Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral: “Güral Porselen olarak bu dönemde çalışmalarımızı aralıksız sürdürerek büyümeye devam ettik.  100 milyon parçaya kadar çıkabilen kapasitemiz ile Ortadoğu ve Avrupa’daki tek çatı altında üretim yapabilen tek firmayız. Güral Porselen olarak aynı anda hem sert porselen, hem ışığı geçirgen krem renkli yüksek kaliteli ‘Fine Bone Porselen’ hem de bone porselen üzerine dijital baskı tekniği işe oluşturulan ‘Digibone’ ürünlerini üretiyoruz. Otel grubunda bizden başka bu kadar yüksek ürün grubu ve formu üreten başka bir firma yok. Üst üste iki yıldır sektörümüzde ihracat şampiyonu olmamızı, bu vizyoner çalışmalarımızın karşılığı olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

 “HEDEFİMİZ HER ZAMAN BİR ADIM ÖTEYE TAŞIMAK”

Güral, ihracatın gerek kalkınma gerekse sürdürülebilir ekonomik büyümenin gerçekleşmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Firmalar olarak zorlu rekabet koşullarında var olabildiklerini kaydeden Harika Güral; “Güral Porselen olarak ihracat ağımızı ve miktarını her zaman bir adım öteye taşımak en öncelikli hedeflerimiz arasında. Türkiye’nin porselen ve bone porselen olarak yurt dışına yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 36’sına imza atıyoruz.  2020 yılı toplam ihracatımız 24 milyon 899 bin 104 dolar olarak gerçekleşti.  Önümüzdeki yıllarda ‘HoReCa’ grubu ihracatı yanında gelişen online pazarlar sayesinde ev grubu ihracatında üst sıralarda yer alacağız. Hedef pazar AB üyesi ülkeler ve Rusya olacak. Online retail pazarında iç piyasadaki çeyiz seti konseptinden farklı ürünlerle ilerleyeceğiz. Burada yarım düzine kase, 18 parça set gibi küçük açılımlar talep görüyor” şeklinde konuştu.

“KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLERE İMZA ATIYORUZ”

Güral Porselen olarak 60’dan fazla ülkeye ihracat yaptıklarını belirten Harika Güral: “İhracat yaptığımız her ülkeyi iyi tanıyarak işe başlıyoruz. Bu ülkelere göre satış stratejileri, ürünler geliştiriyor, pazarın istek ve ihtiyaçlarına göre pozisyon alıyoruz. 2020 yılında Türkiye’nin ihracattaki kg değeri 1.09 dolara düştü. İhracatta miktar bazlı artış sürerken değer kaybı yaşıyoruz. Çimento, cam ve seramik sektörü kg başı ihracat değeri 2019 yılında 0.1 dolar iken şu an 0.9. Yani Türkiye’nin ihracatı rakamsal olarak artıyor fakat değeri düşüyor. Güral Porselen olarak bizim ihracat değerimiz 2 dolar civarında. Yani Güral Porselen’in katma değerli ihracatı sektörün çok üstünde. 2006 yılında üretime başladığımız Fine Bone porselen ve 2018 yılında HoReCa pazarında fırtınalar estiren Digibone ürünlerimizle katma değeri yüksek ihracata ulaştık” diye konuştu.

“ASIL PAZAR AB ÜLKELERİ”

AB ülkelerini asıl pazar olarak gördüklerini belirten Güral: “1989 yılında şirketimizi kurduk ve 32 senede yatırımımızın çoğunu AB ülkelerine yaptık. Türkiye’nin en büyük pazarını AB üyesi ülkeler oluşturuyor. Bunların başında Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ve İspanya geliyor. İhracatı artıran temel şeylerin başında yakınlık yani ulaşılabilirlik geliyor. İhracatta taşımacılığın rolü de oldukça önemli. Ülkemizin jeopolitik konumu önemli avantajlar sağlıyor. Türkiye’nin AB ülkelerine ihracatının yüzde otuz sekizini kara yolu oluşturur, geri kalanı ise deniz yoludur. Deniz taşımacılığında da bildiğiniz gibi bir konteyner krizi yaşanmakta. Taşımacılıkta maliyet artışları devam ediyor. Sınır komşumuz olan Yunanistan ve Bulgaristan ile kara taşımacılığın geliştirilmesi, kamyon şoförlerine verilen vizelerin kolaylaştırılması gibi konuların yanında tren ve Ro-ro gibi alternatif taşımacılığın geliştirilmesi gibi farklı çözümlerin oluşması gerekiyor. Devletimiz ikili ticaret anlaşmaları sayesinde bizlerin önünü açarsa biz ihracat yapmak için hazırız, yeter ki uygun koşullar gelişsin” açıklamasında bulundu.

“AR-GE YATIRIMLARINI ÖNEMSİYORUZ”

Teknolojiye yatırım yapan firmaların varlıklarını sürdürmeye devam ettiklerine dikkat çeken Harika Güral: “Firmaların üretimlerini durdurmadan artarak devam ettirebilmeleri; sürekli istihdamın sağlanabilmesi, ihracat kapasitesinin artırılması, üreticiye ve devlete kazanç sağlanabilmesi açısından Ar-Ge yatırımlarına büyük önem veriyoruz. Her sene Ar-Ge’ye yatırım yapıyoruz. Her sene sadece makinalarımıza yaklaşık 400 bin Euro ile 3 milyon Euro arasında yatırım yapıyoruz. Türkiye’nin en büyük sıkıntısı, ihracat miktarı artsa da katma değeri düşük ürünlerin fazlalaşması. 2019 TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) raporuna göre, Türkiye’nin toplam ihracatının kg değeri 1.28 iken 2020 yılında bu rakam 1.09 kg. Biz katma değerli ürün üretmeyi çok önemsiyoruz. Bunun için Türkiye’nin ilk devlet destekli Ar-Ge merkezini kurduk. Özel formlar için robotik çözümler geliştirerek hem kalitede hem de üretim kapasitesinde önemli artışlar kaydettik. Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde şu an kendi makinalarımızı kendimiz üretecek duruma geldik. Bu şu demek; Güral olarak anahtar teslim fabrika üretecek teknolojiye sahibiz. Bu çok yüksek bir donanım gerektiriyor. İşte bizim gücümüz bu; her şeyimizi kendimizin üretiyor olması” dedi.

7 MİLYON METREKARE KAPASİTE İLE ÜRETİME BAŞLAYACAK

Harika Güral, 2022 yılında gündeme aldıkları 29 Ekim Güral Seramik Fabrikası yatırımlarının sağlayacağı faydaya dikkat çekerek, ülke ekonomisinin kalkınma düzeyini yükseltmek için sektöre yön veren isimlerin yaptıkları yatırımların son derece kıymetli olduğunun altını çizdi.Kütahya’da kurulan 29 Ekim Güral Seramik Fabrikası’nı 2022 yılının başlarında faaliyete geçirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Güral: “Bu yatırım serüvenine yıllar önce başladık, sona geldiğimiz noktada makinelerimizi üreten İtalyan firması beklenmeyen bir çip krizi yaşadı. 2022 yılının ilk çeyreğinde türünün en iyi örneklerinden olacak Güral 29 Ekim Seramik Fabrikasını hizmete açmayı planlıyoruz. Bir ucundan diğer ucuna yaklaşık 3 km yol gidilecek fabrikamız 7 milyon metrekare kapasite ile üretime başlayacak ve 11 milyon metrekare kapasiteye çıkacak. Hedefimiz 35 milyon metrekare kapasiteye ulaşmak. Biz fabrikamıza 40 milyon Euro yatırım yaptık. Teknolojinin en üst seviyede olduğu fabrikamızda 300 kişiye istihdam sağlayacağız ve böylece Gürallar Grup olarak toplam istihdam ettiğimiz kişi sayısı 4 bin kişi olacak” diye konuştu.

“PANDEMİDE YENİ SATIŞ STRATEJİLERİ OLUŞTURDUK”

Güral Porselen olarak üretime 1989 yılında sert porselenle başladıklarını ve teknolojinin gelişmesiyle beraber 2006 yılında kendi Ar-Ge’leri sayesinde finebone adı verilen ışığı geçirgen şeffaf porseleni yaptıklarını söyleyen Güral, “2006 yılında kendi AR-GE’mizde oluşturduğumuz reçeteler ile beraber Türkiye’nin ilk ve tek finebone’u ürettik. Bizim dışımızda yapılan ürünlerin hiçbiri finebone olarak üretilmiyor. Bu bizim ürünlerimizin katma değerini artırıyor. Beyaz sert porselen değil finebone yapıyoruz. 2018 yılında ise dijital baskı tekniği ile ürünler yapmaya başladık. Biz ürünlerimize HORECA sektörü dâhil ömür boyu çıkmaz garantisi veriyoruz. Bu teknolojiyle beraber ihracat pazarındaki satışlarımız ve katma değerimiz arttı. İhracatımızın yüzde 40’dan 60 seviyelerine gelmesinin nedeni de budur. Normal şartlarda bonechina denen ürün içerisinde büyük hayvan kemik tozu olur. Dünyada belki hala bunu üreten İngiltere, Fransa gibi ülkelerde küçük atölyeler olabilir ama dünyada bunu bu şekilde üreten firma yok. Onun yerini alan bazı kimyasallar var. Bu sebeple biz ürünlerimize helal sertifikası verebiliyoruz. Dünyanın her yerine ihracat bu şekilde artıyor. Bizim 2020’nin başındaki hayallerimizle şimdiki gerçeklerimiz farklı. Biz porselen olarak ya da finebone olarak baktığımızda ürünleri ev grubu ve HORECA grubu olarak ayırıyoruz. Otellerin açıldığı nisan, mayıs ayları için şubat ayında en geç HORECA sektörü alım yapar. Pandemi mart ayına tekabül ettiğinde bizim elimizde çok büyük HORECA, otel grubu stoku vardı. Bizim beklentimiz o dönemde mart ayında otel grubu ürünlere talebin yoğun olmasıydı. Pandemi ilan edildi. Elimizde çok yüklü bir otel grubu ürün kaldı. İnsanlar eve kapandı, online satış arttı. Bu durumu kendi tarafımıza çevirmek için stratejiler oluşturduk. HORECA stokumuz için her gün ülkelere ne kadar mal sattığımızı kontrol ettik. Müşterilerle konuşup ihtiyaçlarını öğrendik. Biz otel grubundaki elimizde kalan HORECA ürünlerini, 2020 senesindeki fazlalığı bu şekilde azalttık” ifadelerini kullandı.

“TALEP AĞIRLIKLI OLARAK ONLİNEDAN GELİYOR”

Talebin ağırlıklı olarak onlinedan geldiğine dikkat çeken Harika Güral, “Biz online için bir yatırım yapmıştık fakat bu kadar büyük bir online talebi olacağını düşünmemiştik. Online için yaptığımız yatırım sadece ürünle olmuyor. Online dediğimizde deponuzun daha büyük olması gerekiyor. Paketlemeniz daha farklı olmalı. Online ve offline müşterisi çok farklı. Online müşteri dokunmadan aldığı için daha küçük parça ürünler istiyor, daha sade ürünler istiyor. Sıkıldıkça daha değişik ürünler almak istiyor. Offline müşteri daha büyük çeyizlik alışveriş yapmak istiyor. Daha pahalı ürüne gidebiliyor” diye konuştu.

KADIN İSTİHDAMINA ÇOK ÖNEM VERİYORUZ

Kadınların ekonomide var olmalarının oldukça önemli olduğunun da altını çizen Harika Güral,  “Son üç senedir kadın istihdamına daha çok önem verdik. Beyaz yakada da mavi yakada da kadın oranı oldukça yüksek. Yeni yatırımlarımızla bu sayıyı daha da yükseltmeyi amaçlıyoruz” dedi.

ULUSAL VE ULUSLARARASI FUARLARDA YERİMİZİ ALDIK

Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler sonucunda rekabetin arttığı günümüz koşullarında fuarların, şirketlerin pazarlama faaliyetleri açısından oldukça önemli bir noktada olduğunu söyleyen Harika Güral: “Ulusal ve uluslararası birçok fuara katılım gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Fuarlar bizim için tüketici ile doğrudan iletişim kurmak için en etkili yollardan biri. Müşteri ile direkt görüşme imkânı sağlıyor ve onların istek ve ihtiyaçlarını anlayabiliyoruz. 2020 yılında ertelenen tüm fuarların hepsi 2021 yılının haziranında gerçekleşmeye başladı. İtalya’da katıldığımız Milano Host fuarında oldukça ilgi ile karşılandık. Yerli ve yabancı birçok ziyaretçinin katılım gösterdiği Zuchex Ev ve Mutfak Eşyaları Fuarı’nda en özel koleksiyonlarımızla yer aldık. Bu yılki temasını tüm dünyanın en önemli gündemi olan ‘sürdürülebilirlik’ olarak belirleyen Sirha İstanbul Fuarı’nda da çevre hassasiyetine önem verdiğimiz ürünlerimizle yer aldık. Son olarak her yıl gastronominin dünyaca ünlü isimlerini, Michelin yıldızlı şeflerini ve dünyanın en önemli ‘pastry chef’lerini Türkiye’de ağırlayan Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı’ndaydık. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Türk mutfağını başarılı ile temsil eden, katılmış olduğu yerli ve yabancı yemek yarışmalarında 100 den fazla madalya, kupa ve ödül kazanan deneyimli şef Eyüp Kemal Sevinç’te bize Gastromasa’da eşlik etti” diyerek son dönemde Güral Porselen olarak katıldıkları fuarlardan bahsetti.

 “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARINI ÖNEMSİYORUZ” Güral Porselen’in tüm dünyanın gündeminde önemli bir yerde olan sürdürülebilirlik konusunda da çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğinin altını çizen Harika Güral, konu ile ilgili şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm açısından karşımızda yepyeni bir dünya var artık. İş dünyası liderleri olarak bu yenidünyayı göz ardı etmeden yatırımlarımızı yapmalıyız ve yeni iş modelleri geliştirmeliyiz. Çevreye duyarlı bir marka yaratma hayalimizde her geçen gün biraz daha ilerliyoruz. Özellikle tabak üretiminin yapıldığı proseslerde hidrolik yağın soğutulması için kullandığımız sularda iyileştirme çalışmaları yapıyoruz ve suyun atık tesisine verilmeden tekrar sistem içinde kullanımını yüzde 25 iyileştiriyoruz. Makinalarımızda bulunan sulu soğutma sistemleri ve suyun devir daim yaptırılması ile kanallara suyun gitmesini engellemiş olduk ve büyük oranda su tasarrufu yaptık. Bu aslında küçük bir şey gibi görünüyor ama sanayiciler bilir. Sanayi üretiminde kullanılan suyun miktarı çok büyüktür. Yapılan tasarruf hem giderleri azaltacak hem de çevrenin korunmasına katkı sağlayacaktır. Arıtma tesisleri sayesinde arıtılmış suyun fabrika içerisinde değerlendirilmesini sağladık.”