12/08/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

ERKEKLER KADINLARDAN 3 KAT DAHA SIK TAŞ OLUŞTURUYOR

PARKHAYAT Kütahya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Şahin Kabay, böbrek ağrısı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Böbrek taşı ve kuma ilişkin bilgiler veren Kabay, erkeklerin kadınlardan 3 kat daha sık taş oluşturduğunu söyledi.

Dr. Kabay, böbrek taşının böbreklerde, üreter ve mesanede oluşabilen sert, katı faklı şekillerde olmakla birlikte genellikle ovoid, yuvarlak yüzeyi pürtüklü böbrekten atılan bazı maddelerden oluşan bir yapı olduğunu söyledi.

“TEDAVİYE İHTİYAÇ DUYULABİLİR”

Küçük boyutlardaki böbreklerin üretere de düşebildiğini aktaran Şahin Kabay: “Taşları idrardaki mineral veya asit tuzlarının kristalize olmasıyla oluşur. Çoğu taş, idrar yaparken vücuttan atılır. Ancak, bazı durumlarda taşın çıkarılması için tedaviye ihtiyaç duyulabilir. Kum ise şiddetli bir ağrı ile başlayan yan veya kasık ağrısı, bulantı-kusma ve idrarda yanma ile başvuran hastalara idrar tahlili sonrası genellikle konulan tanıdır. İdrar tahlilinde kan hücreleri (eritrosit, lökosit) ve kristaller görülür. Kum dökme, kişinin böbreklerinde oluşan kristal veya taşın hareket etmesi sonucu oluşan bir tablodur” şeklinde konuştu.

“GENELDE BİR DEFADAN FAZLA OLUŞUR”

Kabay böbrek taşları hakkında bilinmesi gerekenleri şöyle sıraladı: “Taşlar sık görülür. Yaşam süresince taş oluşturma riski %5-10’dur. Erkekler kadınlardan 3 kat daha sık taş oluşturur. Bu fark muhtemelen yaşam tarzındaki ve diyetteki değişikliklerle azalmaktadır. 30 ile 50 yaş aralığın da taş oluşma riski daha yüksektir. Taş hastaları yaşamları boyunca genelde bir defadan fazla taş oluşturur.”

BÖBREK TAŞLARINA NE SEBEP OLUR?

Şahin Kabay, böbrek taşlarının oluşma nedenlerine de değindi. İnsan vücudunun dengeli ve sürekli olarak idrar ürettiğini kaydeden Kabay: “Bu idrarı üretme biçiminde bir dengesizlik olması halinde taş oluşabilir. Buradaki en önemli etken içilen su miktarıdır. Diğer bir etken ise taş oluşumuna neden olan maddelerin idrarda bulunup bulunmamasıdır. En önemli bulgu çoğu hasta da görülen ağrıdır. Ancak ağrı taşın boyu, şekli ve idrar yollarındaki yeri gibi özelliklerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazen tamamen ağrısız olabilirken bazen tedavilere dahi yanıt vermeyen şiddetli ağrılar olabilir” ifadelerine yer verdi.

TAŞ TANISI NASIL KONULUR?

Taş tanısının konulmasında görüntüleme yöntemleri olarak ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi kullanılmaktadır. Bu taramalarla taşın boyutu ve şekli kesin olarak ortaya konulabilir. Ayrıca enfeksiyon veya böbrek yetmezliğinin olup olmadığının anlaşılması için idrar ve kan testleri yapılır. Bütün taşlar tedavi gerektirmez. Taşın rahatsızlığa yol açması ve doğal yollarla idrarla atılmaması halinde tedaviye ihtiyaç olabilir. Bu taşlar belirli aralıklarla böbreğe herhangi bir zarar vermediğinden emin olmak için düzenli aralıklarla kontrollerin yapılması gerekmektedir. Çoğu böbrek veya üreter taşı idrar ile vücuttan atılır. Taşın boyutuna ve bulunduğu yere göre atılması için zamana ihtiyaç vardır. Taş hareket ettiğinde şiddetli ağrı görülebilir. Taş, mesaneye ne kadar yakınsa taşın atılma ihtimali o kadar fazladır ve taş ne kadar büyükse taşın atılma şansı ise o kadar azdır. Taşın daha hızlı atılmasına yardımcı olmak ve hareket ettiği zaman ağrıyı azaltmak için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Böbrek veya üreter taşları, belirtilere yol açmaları halinde tedavi edilmelidir. Taş tedavisinde en çok kullanılan 3 yöntem; şok dalgaları ile taşın kılması (ESWL), üreteroskopi (URS) ve perkütannefrolitotomi (PNL)’dir. Hangi tedavi yönteminin en iyisi olduğu birçok faktöre bağlıdır. En önemli faktörler, taşın sebep olduğu belirtiler, taşın yeri, büyüklüğü ve böbrekte oluşabilecek veya oluşan hasarın düzeyidir.

“STRESTEN KAÇININ”

Şahin Kabay son olarak taş oluşumunun önlenmesi için alınabilecek tedbirleri sıraladı: “Daha fazla sıvı tüketiniz. Her gün 2.5 ile 3 litre arası sıvı tüketiniz. Sıvı alımınızı gün içine dengeli dağıtınız. Su veya süt gibi nötr pH’lı içecekleri tercih ediniz. İdrarınızın renginin açık renkte olması önemlidir. Dengeli ve çeşitlendirilmiş bir diyet uygulayınız. Bol miktarda sebze, lifli gıda ve meyve yiyiniz. Haftada 2 veya 3 kez egzersiz yapmaya çalışınız. Stresten kaçınınız.”