17/05/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

BAZILARINA GÖRE KIYAMET ‘İN DÖRT ALAMETİ OLARAK GÖSTERİLİYORLAR

Ben yıllardır “çarıklı erkânı harpler”in, okumamış, yazamayan, birçok kişinin pek de ilgi göstermediği, hatta hor baktığı garibanların, hazır cevaplarını hiç unutmamışımdır. Bu yanıtlara, büyük önem vermişimdir. Bazılarımız sırf konuşmuş olmak için konuşurlarken onlar arpanın kılçığının üzerine oturttukları ifadelerle hep nevi şahsına münhasır insanlar olarak hafızalarda kalmışlardır. Bugün de anılmaktadırlar. Tavşanlı’nın Başköy’ünden Mehmet Efendi: “İlle param cebimdeki param” derken ne demek isterdi? Tavşanlı’nın Moymul Mahallesinde, efsane merhum Koca Şorşor, bir düğün yemeği sırasında, yer sofrasındayken düğmeleri açılan pantolonunu görüp de uyaran, karşısındakinin: “Dükkânın kapısı açık kalmış, kapatıve” şeklindeki uyarısını: “Bak bi bizim oğlan, ölü evinin kapısı hep açıktır” yanıtı şaheserdir. Şahmelekli Emin Çavuş zamanın ünlü siyasetçilerinden birisinin: “Emina, sana göre siyaset nedir?” sorusunu: “Beyim, siyaset iki gidip bi kıç atmaktır” diye yanıtlamıştı. Geçtiğimiz günlerde vefatının 40’ıncı yıldönümünde andığımız Kütahya’nın Tavşanlılı CHP Milletvekili Eczacı Ahmet Haşim Benli, o yıllarda, iktidarda ki CHP’nin güvenoyu alamaması üzerine kendisine laf atan: “N’oldu Haşim Abey!” diyen Ayvalılı Mustafa’ya net ve kesin bir ifadeyle verdiği: “Ananın a……oldu” yanıtı bugün de tebessüm ettirir. Zamanın Tavşanlı Kaymakamı Bekir Sıtkı Hanlıoğlu’nun Ayvalı Köyü’nde bir serayı gezdiği sırada eline aldığı bir salatalığı zamanın köy muhtarına göstererek: “Muhtar, bu salatalık neden yumuşak?” sorusunu köy muhtarının: “Sayın kaymakamım, siz onun yumuşak olduğuna bakmayın, geceleri taş gibi sertleşiyor” şeklinde yanıtlaması da ayrı bir güzelliktedir. Zamanın merhum belediye başkanı ile ne zaman karşılaşsak: “Allah doğru yoldan ayırmasın” derdi. Böylece herkes O’nun bu söylemiyle kısa DYP’li olduğunu anlardı. Zamanın merhum ilçe müftüsü Ali Rıza Eren’in merhum avukat babamın yazıhanesinin kapısına gelip selam verdiğinde ben de oradaydım. Merhum müftü birkaç kez selam vermiş, ama yanıtını alamamıştı. Çünkü merhum babam bir dosya üzerinde pür dikkatti. Selamı duymaması doğaldı. Ama bu merhum müftüyü zora sokmuştu. Merhum müftü bir yanıt bekliyordu. Ne yaptı? “Hüsamettin Bey, manda sıçtı, teker geçti, yarısı demokrat, yarısı halk” deyiverdi. Bu espri, merhum babamın dikkatini çekmeye yetip de artmıştı: “Aleykümselam sayın müftüm” demiş, nihayet maksat hasıl olmuş, merhum müftü yazıhaneye girebilmişti. Zamanın malmüdürü merhum babamdan mal beyanını istemişti. Merhum babam da bir cevap yazısı yazmış: “Sayın malmüdürü, ipimle kuşağım ……..” diyerek yanıt vermişti. Bir zamanlar şimdiki Tavşanlı Eczanesi’nin üzerinde Memurlar Lokali vardı. Merhum Belediye Başkanı Enver Girgin ile merhum Tavşanlı Ceza Hâkimi Ahmet Ateş karşılıklı tavla oynuyorlardı. Yanlarındaydım. Merhum Ceza Hâkimi Ahmet Ateş, merhum Belediye Başkanı Enver Girgin’in hile yaptığını fark edince: “Bana bak reis, seni tutuklatırım” demiş, bu söz üzerine de merhum belediye başkanı: “Bana bir şey yapamazsınız, beni halk seçti” yanıtı vermişti.

Gelelim sadede; son günlerde duyduğum en ilginç şey birilerinin küçük kıyamet olarak gösterdikleridir. Onlara göre bu küçük kıyametler; zeytin ağaçlarının kesilmesi ve zeytinliklerin ranta açılması (Danıştay 8’inci Dairesi yürütmesini durdurdu), sit alanlarının ranta açılması, meraların ranta açılması ve vakıflara miras olarak bırakılmış taşınmazların satılmasıymış.

Son aldığım bilgiye göre zeytinlikler, yüksek mahkemenin aldığı bir kararla şimdilik kaydıyla kurtulmuş gibi görünüyor. Bilindiği gibi son bir yönetmelikle zeytinlik alanların altında her türlü maden araması yapılabilecekti. Sit alanlarının ranta açılmasına gelince; bunun da bir türlü felaket olacağı üzerinde duruluyor. Allah’ın bir lütfu olan bizlere sunulan doğal meraların ranta açılmasının da özellikle hayvancılık açısından telafisi mümkün olmayan sonuçlarının olacağı hele hele bu mümbit

meraların üzerinde betonlaşmanın başka bir felaketin de habercisi ocağı ifade ediliyor. Vakıflara ait ülkemizde binlerce miras var. Ata yadigârı, hayırsever insanların geride bıraktıkları, bir amaç doğrultusunda kullanılmaları şart olan taşınmazları başka bir amaç doğrultusunda kullanıma açmak da mümkün değildir. Vakıflara bırakılan, terk edilen, emanet edilen taşınmazlar (arazi, koru, doğal mera, harman yeri, mezar yeri, yurt binası, hamam, cami, hastane, lojman, fırın, pazaryeri, okul, kütüphane, vakıflarca asla satışa sunulamaz. Kadın çıkmış, arsasını hastane yapılması için vermiş. Kimse bu alanı başka bir amaçla kullanamaz. Buna izin vermek ise her şeyden öte günahtır, haramdır. Buna cesaret edenlerin gören gözleri kör, işiten kulakları sağır, doğan çocukları sakat olur. Vakıf malları veballi mallardır. Öğrendiğim kadarıyla; Çevre Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı Patara, Kekova, Kelebekler Vadisi, Ihlara, Salda Gölü, Pamukkale ve birçok özel koruma alanlarına enerji santralleri, trafolar, baz istasyonları, iskele vb. yapı ve tesislerin kurulmasına izin veren yönetmeliği yayımlamış. Tarım Orman ve Hayvancılık Bakanlığı, meraların da başta imar olmak üzere başka faaliyetlere açılması için bir yönetmelik yayımlayabilir deniliyor.

Uzağa gitmeye gerek yok; Tavşanlı Şehir Merkezine birkaç km uzaklıkta iki ova var. Karakova ve Moymul Ovası. Bu doğal meralar, bir zamanlar binlerce büyükbaş hayvanın otlak alanlarıydı. Karakova artık ova vasfını yitirdi. İmara açıldı. Birçok binalar, tesisler, iş alanları bu ovayı yuttu. Allah Moymul Ovası’nı korusun. Bu doğal mera, ova, Moymul Mahallesi halkının gösterdiği hassasiyetin bir sonucu olarak bugün korunmaktadır. Önce küçük bir havaalanı olmaktan kurtuldu. Sonra hemen dibine bir çimento fabrikası kurulacaktı da gerçekleşmedi. Çünkü meralar, büyükbaş hayvan tesisleri için potansiyel bir alan. Allah’tan bu ova bugün ve şimdilik ova görüntüsünü koruyor. Bugün ilçenin tam ortalık yerinde halkın soluk aldığı bir akciğer olarak duruyor. Yüksek enerji hattı, köy yolu ve bir sulama kanalı ile yara almışsa da ova statüsünü koruyor. Bu ova için hapse giren Moymullular bile oldu. Bu ovanın ranta açılmasını tam anlamıyla bir cinayet olacağı ifade ediliyor.

Bazılarının küçük kıyamet alametleri olarak ifade ettikleri hususlar inşallah Tavşanlı’ya teğet geçer. Tavşanlı Halkı’nın bu dört konuda daha da duyarlı olmasında faydalar var.