09/08/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

DİKKATİMİ ÇEKENLER – 1

Merhaba Dostlarım,

Öncelikle şuraya bir enflasyon tanımı yapmak ve bir bilgilendirme yazısını buraya “yorumsuz” olarak bırakmak istiyorum;

.              Mal ve hizmet fiyatlarında ki sürekli artışlar enflasyon olarak tanımlanır. Yani belirli bir ürün veya ürün gruplarındaki fiyat artışları değil ülke içerisinde, fiyatlar genel seviyelerinde ki artışı ifade eder enflasyon. Bu bağlamda enflasyon için üç nedenden söz edebiliriz.  Maliyet enflasyonu, talep enflasyonu ve beklentiler. Dolayısıyla mal ve hizmetlerde ki fiyat artışlarının sebepleri incelenirse enflasyon sebeplerini de ortaya çıkaracaktır.

.              Enflasyon sonuçları da mutlaka değerlendirilmelidir.

Enflasyon sonucunda;

  • Paranın satın alma gücünü azaltır.
  • Satın alma gücü düşen para birimine güven azalır ve buda döviz talebinde bir artışa sebep olur ve kurları yükseltir.
  • Enflasyon gelir dağılımında bozulmaya sebep olur.
  • Büyümeyi olumsuz etkiler. Belirsizlik sonucu verimlilik düşer ve yine bu belirsiz ortam ile birlikte faizler yükselebilir.

Bize düşen doğru bir enflasyon tanımı yapmak sebeplerini doğru şekilde tespit etmek ve sonuçlarını da tarafsız şekilde değerlendirmek olmalıdır.

————————————————————————————————————————————–

Faiz, ekonomi biliminde iki şeyi ifade eder.

.              Birinci anlamda faiz, bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen gelir oranıdır.           .              İkinci anlamda ise üretim amaçlı girdi olarak kullanılan sermayenin gelir oranıdır. 

Şu anda,ülkemiz ekonomi yönetimince faiz, istenmeiyor-benimsenmiyor. Türkiye artık yüksek faizin terk edildiği bir ekonomik program ile yola devam ediyor.  Zaten geçen hafta ki yazımızda belirttiğimiz “Yeni Ekonomik Program’ da” da bunu gayet net görebiliyoruz. Burada ihracatı önceleyen bir model ile ilerlemeye devam edileceğinin altını çiziliyor.

Bu konuda hemfikir olmayan yoktur sanırım. Düşük faiz, üretim ve istidam artışı, ihracat artışı ve ekonomik büyüme, katma değerli üretim, güçlü bir tarım ve sanayi vs… Tabi birde düşük enflasyon ve katlanılabilir bir kur seviyesi, daha doğrusu kurun enflasyon üzerinde ki etkisinin yok edilmesi…

Sayın Cumhurbaşkanı, “döviz kurları bugün yükselir yarın düşer, enflasyon dediğin bugün yükselir yarın düşer önemli olan üretim ve istihdam da ki artışın kalıcı olmasıdır” dedi.  Ben burandan kurlar için ve enflasyon için serbest piyasa dengesinin oluşmasının amaçlandığını anlıyorum.

Bu arada TCMB piyasaya doğrudan hem de iki kez müdahale etti.

2014 yılından bu yana TCMB ilk kez piyasaya doğrudan müdahale etmiş oldu. 7 yıl sonra gelen ilk müdahalede ki işlem büyüklüğü spot ve vadeli piyasalar toplamı yaklaşık 1 milyar Dolar olarak gerçekleşti. Tabi ki net büyüklüğün açıklanması için MB’ nın yasal olarak 15 gün süresi var. Bankacılık sektörü aracılığı ile bu müdahaleyi gerçekleştirdi ve piyasaya doğrudan yaklaşık 700 milyon dolar sattı. Vadeli işlem ve opsiyon piyasasında ise yaklaşık 340 milyon dolarlık işlem gerçekleştirdi.

Aslında bu konuda TCMB’ nin hareket alanı biraz dar, zira açık pozisyonları mevcut. Fakat bu TCMB’ nin yetersiz kalacağı anlamına gelmez tabii ki.

Burada piyasaya doğrudan bir mesaj verilmek istendi bence.

TCMB piyasaya dedi ki;

“Ben Buradayım.”

Şimdi benim anladığım, biz kurların fiyatlamasını piyasaya bıraktık ve önceliğimiz faizleri düşürerek üretimi ve yatırımı artırmak dolayısıyla yükselen kur ile ihracatı artırmak. Böylece, cari açığı kapatmak. Yükselen kur ile ithalatı zorlaştırmak ve ithal ikame üretimi özendirerek desteklemek. Dolayısıyla enflasyondaki kur baskısını düşürmek ve enflasyonu aşağıya zaman içinde çekmek.

Bütün bunların yanında TCMB faiz indirimlerinin devam edeceğini düşünüyorduk fakat doğrudan müdahale sonucunda beklentiler değişebilir. Sorun, eğer faiz indirimleri devam ederse TCMB’ nin piyasaya verdiği ben buradayım mesajı çokta etkili olmayabilir.

Şimdi,

Eskiye nazaran daha dar bir piyasada TCMB’ nin doğrudan piyasaya müdahale etmesi sert bir harekete sebep oldu. Ancak asıl önemli olan şu ki, daha önce kurlar ile alakadar görünmeyen MB, kurun 13-14 seviyelerinde seyretmesinden neden rahatsız oldu?…

Şüphesiz ki para politikalarında bir belirsizlik var ve uygulanmakta olan yeni ekonomik programın sonuçları şuan için belirsiz görünüyor. Bu önümüzde duran en belirgin sorun.

TCMB 3 Aralık Cuma günü piyasaya ikinci kez doğrudan müdahale etti. Açıklama yine aynı, “döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir. “

İyide neden?

Bir yandan kurda ki yükselme bizim için önemli değil derken bir yandan neden düşürmeye yönelik doğrudan müdahale ediliyor?…

Doğrudan müdahalelerin kesinlikle doğru politikalar ile desteklenmesi gerekiyor.

Bakınız,

Kasım ayı enflasyon verileri açıklandı. Buna göre;  Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) beklentilerin üzerinde, yıllık %21,31, aylık %3,51 arttı.

Kasım ayında bir önceki aya göre %3,51, bir önceki yılın Aralık ayına göre %19,82, bir önceki yılın aynı ayına göre %21,31 ve on iki aylık ortalamalara göre %17,71 artış gerçekleşti.Çekirdek enflasyon ise %17,62’ ye yükseldi.

Üretici fiyat endeksi ise Kasım’da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 54,62 arttı. Aylık baz da artış ise yüzde 9,99 oldu.

ÜFE ve ETÜFE arasındaki makas gittikçe açılıyor ve rekor seviyelere yükseliyor.

Bu hiç iyi bir durum değil.

Yukarıda ki enflasyon rakamlarına göre bakacak olursak, mevduatlarda ki negatif reel getiri artmaya devam ediyor. Bunun yanında faiz indirimi beklentisi devam ediyor. Hal böyle olunca Liradan dolara kaymalar kaçınılmaz oluyor.

Neticede; bu noktada, “doların düşeceğini beklemek hayalden öteye gitmeyecektir. “

Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da; piyasa, kurları yukarı taşıyarak, MB’sını müdahale etmeye zorlamak isteyebilir. Bu bağlamda müdahale devam eder mi bilmem ama Swaplar hariç net rezervlerin düşük olması sebebiyle doğrudan müdahalenin tekrar etmesinin zor olacağını düşünüyorum.

Netice itibariyle, Merkez Bankasının mesajı şimdilik çok da etkili olmuyor gibi görünüyor.