06/12/2021

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya'nın gündemi dürüst haber kaynağı

FAİZ KARARLARI SONRASI EKONOMİDE DENGELER NEREYE GİDİYOR

ERSAN ÖZ

Ekim 2021 dönemine ait bütçe gerçekleşmeleri gelir yönünden incelendiğinde öncelikle gelirlerin geçen yılın aynı dönemine göre %22,9 arttığı ve 114 milyar 16 milyon TL tutarına ulaştığı görülmektedir. Salgın döneminin nispeten ağır geçtiği dönemlere göre gelirlerde artış olması, en azından mali yönden salgının etkilerinden kurtulmaya başlandığının göstergesi olarak kabul edilebilir.
Ekim 2021 dönemine ait bütçe gerçekleşmeleri gider yönünden incelendiğinde ise giderlerin geçen yılın aynı dönemine göre %34,6 arttığı ve 131 milyar 422 milyon TL tutarına ulaştığı görülmektedir. Giderlerdeki artışın %34,6 buna karşılık gelirlerdeki artışın %22,9 olması bütçe açığının artmasının beklenmesini normalleştirmektedir.
Bütçe dengesini değerlendirmeden önce Ocak-Ekim döneminde ise bütçe gelirlerinin 1 trilyon 104 milyar 572 milyon liraya, bütçe giderlerinin ise 1 trilyon 183 milyar 72 milyon liraya ulaştığına dikkati çekmek gerekmektedir. Aralık ayında harcamacı kuruluşların izleyen yıla ödenek devretmemek, hizmet için gereken mal ve hizmetleri temin etmek amacıyla ödeneklerini tüketme yoluna gittikleri de maalesef bilinen bir gerçektir. Bu durumda kasım ve aralık ayında bütçe açığının büyüyeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu yıl için bütçe açığının tahminlerin üzerinde gerçekleşeceği görülmektedir.
2022 yılında ise salgın etkilerinin azalacağı, insanların bu hastalığı kanıksaması nedeniyle artık negatif ekonomik tesirlerinin azalacağını bekleyebiliriz. Bu durumu 2022 yılının ülkemiz için 2021 yılına göre çok daha olumlu geçeceği şeklinde yorumlamak mümkündür. Yeni bir salgın veya seçim ekonomisi gibi beklenmeyen riskler ortaya çıkmadığı takdirde 2022 yılı ekonominin yaralarını sarma, salgın öncesi haline dönme yılı olacaktır. Bu arada büyüme hızı değerlerinin Türkiye için çok yüksek olacağı yönündeki beklentilerde ekonomiyi olumlu etkileyecektir.
Merkez Bankası faiz indirim kararları (%15 e indi) piyasalarda beklenti oluşturmadığı için kurlarda yukarıya doğru gidişe ve Türk Lirasının değer kaybetmesine neden olmaktadır. Artık Merkez Bankasının faizleri aşağı doğru çekme kararının devam edeceği anlaşıldığına göre USD/TL kurlarının biraz daha stabil hale gelmesi beklenebilir. Zaten kurdaki artışın bir kısmı da spekülatifdir ve balondur. Ayrıca, faiz indi kur yükseldi ama daha da yükselecek beklentisi tedarik zincirini bozmakta ve özellikle maliyet tarafında enflasyonist baskı meydana getirmektedir. Üreticiler hammaddeyi aynı fiyattan alamadıklarından, ürettikleri ürünler için yok demekte yada fiyat arttırmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Türkiye için bu tablonun devam etmesi, maliyet enflasyonu kavramını ciddi manada gündemden düşürmemektedir.
Merkez Bankasının politika faiz oranlarındaki indirim kararları, bankacılık sektöründe uygulanan reel faizler üzerinde henüz indirim yönünde bir etki yapmamıştır. Bu nedenle kredi kullanımlarında ciddi bir artış beklenmemektedir. Lakin kamu bankalarının faiz indirimleri hızla beklenmekte, akabinde özel bankaların da indirimleriyle yatırım ve üretken sektörlerde faiz yönünden finansman maliyetlerinde azalma beklenmektedir. Şu an için ise, işletmeler belirsizliklerin artması nedeniyle kredi kullanımlarını sınırlandırmaya çalışmaktadırlar. Özellikle ithalat yapan işletmeler bir de kur riski baskısıyla karşı karşıya olduklarından ihtiyatlı davranmaktadırlar. İhracatta artış ve cari açıkta azalma beklenmesi nedeniyle, Merkez Bankası kararlarının Türkiye için yıllardır konuşulan iki açık olarak nitelendirilen açıklardan en azından cari açık üzerinde olumlu etkileri olacağı söylenebilir. Bütçe açığı yönünden ise sıkı mali disiplin sağlanması gerekliliği halen devam etmektedir.
Merkez Bankası faiz indirimleri bankaların nispeten risksiz olarak değerlendirdiği konut kredileri üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır. Ekim ayında konut satışları yaklaşık yüzde 15 oranında artmıştır. Ancak fiyatların yukarı yönlü artışı konut piyasasında da fiyatları yükseltmektedir. Sadece konut fiyatlarındaki artış hızı diğer ürünlerdeki fiyat artış hızına göre düşük kalmaktadır. Bunun nedeni fiyat artışlarının gayri menkul sektörüne gecikmeli yansımasıdır. Ama Türkiyede gayrimenkul değerleri sürekli ve düzenli artmaktadır rahatlıkla diyebiliriz.
Bankacılık sektörüne yönelik eleştirel diğer bir husus, faiz indirimleri neticesinde kazançları azalan/azalma ihtimali olan bankalar kullandırdıkları ürünlerin masraflarını artırarak aradaki farkı kapatmaya çalışmaktadırlar ki bu piyasayı menfi etkileyen diğer bir husustur.
2022 yılı için ev ödevlerimize gelince, öncelikle istihdamı arttıracak ve genç işsizliği azaltacak yapısal çözümler üretilmelidir. İkincisi ise yatırım ortamının geliştirilmesi, bürokratik engellerin azaltılması ve öngörülebilir basit bir vergi sisteminin tesis edilmesidir. Adalet reformları peş peşe gelmesine rağmen henüz vergi reformları hayata geçirilememiştir. Oysa ilk yapılması gereken işlerden birisi vergi sisteminin sadelik, basitlik ve anlaşılabilirlik temelinde yeniden yapılandırılmasıdır. Vergi oranlarının düşürülmesi ve vergi yükünün daha adaletli dağıtılmasının sağlanması ekonomi dinamiklerini ateşleyecektir. Fakat bu konulara kafa yorulduğunu herkes bilmelidir (benim de üyesi olduğum vergi konseyi ciddi çalışmalar yapmaktadır). Ayrıca, faiz indirimleriyle bir şekilde finansman maliyetleri azaltılmaya, para ekonomiye kazandırılmaya çalışılmaktadır. Diğer taraftan dövize ve altına yönelip sabitlenen paranın da yönü bir şekilde etkilenmelidir. Döviz cinsinden mevduatın daha da artmamasını sağlarken yerli ve yabancı sermayenin ürkütülmemesine de azami özen gösterilmelidir. Ayrıca faiz kararlarının enflasyon oranlarına paralel hareket ettirilmesi prensibine geri dönülmesinde de yarar vardır. Faiz kararı sonrası kurlardaki panik geçicidir, bir kısmı anlık geçici-spekülatif balon mahiyettedir, yatırımcılar çok daha yüksek kurlar bekleyip ani kararlar alıp zarar etmesinler. Merkez bankası TL de aşırı değer kaybına, şirket bilançolarında kur kaynaklı oluşan tahribata elbette gözlerini yummayacaktır diye düşünüyorum.