20/01/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

GENÇ BİR MÜTEŞEBBİS İŞ İNSANIMIZ HAKAN ŞAHİN’İ DE KAYBETTİK

Birçok kişinin “ Bülent Hoca”sı,”Amcası” ve dedesiyim. Bazıları da ”Abi” der. 6 Ocak günü yitirdiğimiz genç bir müteşebbis, iş insanımız Hakan Şahin de bana “Bülent Amca” diyenlerdendi. Meslektaşım, babası emekli önce yedek subay öğretmen, sonra benim gibi öğretmenlik mesleğinde kalan Hakkı Şahin’e gözü gibi bakan, güzel bir insandı. Birkaç yıldır özellikle hindi üreticiliği yapıyordu. Ada Köprüsü yakınında, eski Belediye Başkanlarımızdan M. Emin Cengizgil’in leblebi üretim tesisini bu amaçla kullanıyordu. Bir ara sanırım bir yıldırım düşmesi sonucu çok sayıda hindisini kaybetmişti. Mutlaka üzülmüştür. Ama kendisine: “Hakan, yerdekiler ve göktekiler ne varsa sahibi Allah’tır. Üzülme alan Allah sana yeniden verir” diyerek teselli etmiştim. Hani derler ya: “Mal canın yongasıdır.” Üzülmemek elden gelmiyor. Ama sevgili “merhum” diyesim gelmiyor Hakan Şahin yeniden kolları sıvamış, sıfırdan yeniden hindi üretimine başlamıştı. Sanırım ürettiği hindiler büyük oteller, tesislerde usta ellerde nefis bir menü olarak taçlandırılıyordu.

Ölümünden iki gün önce beni telefonla aramış, “Bülent Amca, babamı telefonla arayan bir sen bir de Mehmet Özkök Hoca kaldı. Sizlere yeni telefon numarasını veriyorum” demiş, babasının yeni telefon numarasını mesajlamıştı.

Ben merhum yeğenim Hakan Şahin’i çocukluğundan tanırım. Babası Hakkı Şahin Kayseri’de Yedek Subay öğretmenken ben de onunla beraberdim. Zaman zaman karşılaştığımızda merhum oğlu Hakan’ın minik fotoğrafını cüzdanından çıkarır, önce öper sonra bana gösterirdi. Bana kalırsa merhum Hakan babasına karşı gösterdiği saygı, sevgi ve ilgi nedeniyle dahi olsa cennetini kazanmıştır. Her sabah namaz öncesi nasıl herkese dua ediyorsam ona da bundan sonra dua edeceğim.

Merhum Hakan, değişik bir dalda (hindi üretimi) kendini kabul ettirmişti. Çevresi genişti. Bildiğim kadarıyla İzmir’de bile müşterileri vardı. Vefatından iki gün önce telefonda bana: “Bülent Amca, İzmir’e geldiğimde sana bir hindi getireceğim” dediğinde gönlümü almıştı. Kendisine teşekkür etmiş: “Hakan’cığım ben Tavşanlı’ya inşallah geldiğimde tesisin yakınında beraber oturur, hindini tadarız” demiştim. Ünlü bir söz vardır: “Vermeyince Mabud, neylesin Sultan Mahmud” derler “Nasipse Hint’ten Yemen’den gelir” derler. Ama bu şartlarda artık bana göre bu bir hayaldir. Tatlı bir anı olarak kalacaktır.

Merhum Hakan, merhum kayınpederi Terzi Halil Öğretmenin de her zaman övdüğü bir çocuğumuzdu. Merhum Halil Öğretmenin iş yerine okul dönüşü her uğradığımda hazurun kendisinden sitayişle bahsederdi. Ben şahsen merhum Hakan’dan yanlış bir hareket görmedim. Nihayet o, TCDD’nın efsane çavuşlarından Abdullah Çavuş’un torunu, dört dörtlük bir öğretmen Hakkı Şahin’in oğluydu. Allah kendisine bu kadar ömür biçmiş. Kısa hayatı boyunca hep bir şeyler yapmanın çabasında oldu. Asla tembellik yapmadı. Geride gözü yaşlı insanlar, canı kadar sevdiği kanatlılar, çok sevdiği tesisi kaldı. Aslında bu kanatlı tesisi, mutlaka onun ruhunu şad etmek için birilerince ayakta tutulmalıdır. Çünkü inanıyorum ki merhum Hakan’ın ruhu bu tesisten kesinlikle ayrılmayacaktır. Bu yiğit delikanlı, bir kalp krizine yenik düşmüş. Kalp krizi onu bu fani dünyadan koparmak için vesile olmuş. Sevgili Hakan, Bülent Amcan Allah ömür verdiği sürece seni her vakit rahmetle anacaktır. Sevgili arkadaşım Hakkı Şahin’e sabır ve tahammül diliyorum. Tavşanlı halkının da başı sağ olsun.