18/08/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

YEREL BASIN HALKIMIZCA KURULUŞLARIMIZCA DESTEKLENMEDİĞİ SÜRECE AYAKTA KALAMAZ

Ulusal Basın ile yerel basını terazinin aynı kefesine koyamazsınız. Ulusal Basın bir şekilde ayakta kalabilir. Ama yerel basın için aynı şeyi söyleyemeyiz. Geçtiğimiz 10 Ocak 2022 günü yurdumuzun çeşitli yörelerinden, kesimlerinden, bölgelerinden sesler yükseldi. Bu arada Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı Sayın Yılmaz Karaca da bir mesaj yayınladı. Birçok hakları ellerinden alınan ve ekonomik zorluklar nedeniyle hayatta kalma daha doğrusu ayakta kalma mücadelesi veren basın çalışanlarının her yıl olduğu gibi bu yıl da mutsuz olduğunu ifade etti. Bunu ancak damdan düşenin halinden ancak damdan düşenlerin bildiği gibi sadece Yerel Basın mensupları iyi bilir. Genel başkana göre gazeteciler bir anlamda bir maden işçisi kadar ağır bir yük altındadır. Çünkü gazeteciler de en ağır şartlarda çalışmaktadır. Neden? Çünkü Basın mensupları kamuoyunun bilgilendirilmesindeki en önemli unsurlardan biridir. 10 Ocak 1961 tarihinde, henüz ülke bir askeri darbe atlatmıştı, bir yasa çıkarılmıştı. Bu 212 sayılı yasa ile gazetecilere önemli kazanımlar sağlanıyordu. O tarihten bu güne tam tamına 50 yıl geçti. 10 Ocaklar bir anlamda önemli oldu. Bugün “ Çalışan Gazeteciler Günü” olarak tanımlandı. Neden gazetecilik zordur? Çünkü gazetecilik, büyük özveri gerektiren, her koşulda, günün her saatinde, haftanın her gününde, üstelik tatil ve bayram yapmadan yerine getirilen gerçekten zor bir meslektir. Gece kapıları çalınanlar arasında doktorlar vardır. Eczacılar vardır. Gazetecilerin de gecesi gündüzü yoktur. Onların kapıları da 24 saat içinde çalınır. Yangın olur. Deprem olur. Yer kayması olur. Sel felaketi olur. Bulaşıcı hastalık olur. Kaza-bela olur, orman yangını, tesis, fabrika yangını olur. Cinayet işlenir. Hırsızlık olur. Zehirlenme olur. Olur da olur. İlk kapısı çalınan, telefonla aranan gazetecidir.

Sayın TGF Genel başkanının ifade ettiği gibi gazetecilik, bir meslek olmanın da ötesinde büyük fedakârlıklar gerektiren adeta kendine özgü bir yaşam biçimidir. Gazeteciler bir anlamda birer haber neferidir.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 5 Şubat 1924 tarihinde, yani bundan 98 yıl önce ne demişti? “Türkiye Basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan Cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır. Bir düşünce kalesi, düşünce yolu kalesi. Basın görevlilerinden bunu istemek, Cumhuriyetin hakkıdır” demişti. İşte gazeteciler, bu anlamlı sözlerin ışığında, görev yapma gayretinde olmuşlardır. Bunu da 98 yıldır yapmaktadırlar. Aynı kararlılıkla da yapmaya devam edeceklerdir.

Sayın genel başkan haklıdır. Pek çok hak gazetecinin elinden alınmıştır. Yani bir anlamda gazeteciler en az hakka sahip meslek grupları içindedir. Sayın genel başkana katılıyorum. Ne diyor?” Meslektaşlarımız; günümüzde pek çok hakkı elinden alınmış, asgari ücret, yerinde maaş bile alamayan, baskıların altında ezilmiş, adeta inleyen, sıfır güvenceyle çalıştırılan, bir kalemde işsiz kalan bir ortamda görev yapmaya çabalamaktadırlar. Öte yandan, Basın Sektöründe çalışan, ancak, işverenleri tarafından Basın İş Kanunu kapsamında gösterilmeyen gazeteciler, “Basın Kartı Sahibi olamayan gazeteci” ayırımıyla büyük mağduriyetler yaşamaktadır. Basın kartı olmayan meslektaşlarımız yıpranmadan gereğince faydalanamamaktadır. Gazetecilerin en büyük korkularından birisi de işsiz kalma korkusudur. Sendika üyesi bile olamamaktadır. Sayın genel başkanın dediği gibi, gazetecilerin hukuki hakları yeniden gündeme gelmelidir. Sayın başkan gibi ben de her 10 Ocak geldiğinde buruk bir sevinç yaşıyorum. Yüzlerce mesaj alıyorum. Artık 10 Ocak günü geldiğinde bu gün daha büyük mutluluklarla kutlanmalıdır. Gazeteciler hak ettikleri güvencelere kavuşturulmalıdır. Haklarının ve hukuklarına yeniden elde etmelidir.

Bu arada, Kütahya Gazeteciler Cemiyeti’nin sayın başkanı Erkan Sağlam’ın da sözleri anlamlıdır. O da Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle konuşmuştu. Ne demişti? “Basın mensuplarımız çok zor şartlarda görev yapıyorlar. Sorunları da her geçen gün artmaktadır. Kamu ve özel sektör basına daha çok destek vermelidir. Acil önlemler alınmalıdır” diyerek az fakat öz bir konuşma yapmıştı.

“Resmi ilan fiyat tarifesi acilen güncellenmelidir” diyen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı’nın söylediklerini de bir hatırlayalım. “Bir 10 Ocak’ı, yaşanan sorunlar ve geri alınan haklar nedeniyle “Çalışan Gazeteciler Bayramı” değil “Dayanışma günü” olarak kutluyoruz. Bu dönemde Basın İlan Kurumu resmi ilanları yerel gazeteler için büyük önem taşıyor. Ancak Basın İlan Kurumu’nda Hükümet Kanadının 12 temsilcisi atanmadığından, bir yıla yakın süredir genel kurul toplanamıyor. Genel kurul en kısa sürede toplanmalıdır. Resmi ilan fiyat tarifesi sütun santim fiyatını satış sayısı 50 binin altındaki gazeteler için en az 35 TL Yapmalıdır. Satışı 50 binin üzerinde olan gazeteler için ise bunun paralelinde fiyat belirlenmelidir. Fiyat tarifesi BİK Yönetim Kurulu tarafından belirlenmeli, Cumhurbaşkanlığına sunulmalıdır. Bu resmi gazetede yayınlanmalı, geciktirilmemelidir. Bu gecikmeler gazetelerde çalışan meslektaşlarımızın aleyhine olmaktadır.

Bugün Basın mensuplarının 10 Ocak 1961’den daha iyi haklara sahip olmadıklarını da belirten Kolaylı, gerek 10 Ocaklar’ın gerekse 24 Temmuzlar’ın bir bayram olmadığını da söylüyor. Sadece birer dayanışma günü olduklarını ifade ediyor. Sayın başkana göre, 1990 sonrası dönemde ve basından medyaya dönüşüm sürecinde, sermayenin sektöre girmesiyle bu kazanımların uygulamada tek tek elden çıkmıştır.

Hani bir laf vardır: “Önce can, sonra canan” derler. Benim için Kütahya yerel basını candır. Merkezde 10’nun üzerinde, ilçelerde birçok yerel gazete bugün nasıl ayakta duruyor merak ederim. Tavşanlı’da da ayakta durmaya çalışan üç gazete var. Bunlar arasında meslektaşım aynı zamanda öğretmen Tuna İşleyen’in sahibi olduğu “Tavşanlı Ekspres” ayakta durmada zorlanıyor. Yerel gazetelerin ayakta durmaları için halkımıza ve kurum ve kuruluşlarımıza büyük görevler düştüğüne inanıyorum. Yüzlerce köyümüz var. Bunlardan kaçının sayın muhtarı bir yerel gazeteye abonedir? Birçok kurum ve kuruluşlarımız bütün yerel gazeteleri gönülleyebiliyor mu? Sayın halkımız yerel gazetelere ne kadar yakındır? Bir simite üç lira veren insanımız bir yerel gazeteye birkaç lirayı veremez mi? Yerel gazeteler kimin için var? Belediyelerimizin kaçı ne kadar yerel gazeteye abonedir? Yerel gazete ister iktidar yanlısı olsun isterse muhalefet etsin mutlaka okunmalıdır. Aslında her gazeteyi mümkün olsa da okuyabilsek. Olaylara birkaç yönüyle bakabilsek. Başta Kütahya Ekspres olmak üzere örneğin Tavşanlı Ekspres’in bütün sayfaları her fikre açıktır. Bu gazetelerde iktidar partisinin ve muhalefetteki partilerin sempatizanları da yazıp çiziyor. Uygar bir gazetecilik örneği. Yerel gazeteler ilanla beslenir. Yoksa yaşayamaz. Her yerel gazeteye ayakta kalacağı kadar destek vermek görevimizdir. Dua edelim ki yerel gazetelerimiz var. Ya olmasalardı?