17/05/2022

Kütahya Ekspres Gazetesi

Kütahya’nın gündemi dürüst haber kaynağı

YILMAZ GÜNEY’İN SİMAV’LA SAMİMİ İLİŞKİSİ

Bu yazımda Yılmaz Güney’in Simavlı Tahir Yüksel’le yakın dostluğunu paylaşacağım. Hatta Güney’in annesi Güllü Pütün 2 sene Simav’da yaşamış. Bu da bilinmeyenlerden.

Eğitim çalışmalarım için dünya sinema akımları, Türk sineması veya yönetmenleri vb. hakkında araştırmalar kapsamında, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ölüm yıl dönümünde anılan Yılmaz Güney’e ayırdım bu sefer zamanımı. Tarihsel perspektifle hazırladığım yazıda, bir sinemacının memleketim Simav’la bağlantısını birlikte keşfedelim.

Kış güneşinin içimizi ısıttığı bir Simav gününde Tahir Yüksel’le buluştuk. Sinemasever Yüksel, Yılmaz Güney’in kendisine ve sinemasına derin bir sempati beslemektedir. Bu sempati 1966 yılında Simav Zafer Sinemasında başlamış. Çocukluk dönemindeki Yüksel, ‘Kanlı Buğday’ filmini izledikten sonra Güney’e karşı büyük bir hayranlık hissetmiş. Onunla ilgili her şeyi biriktirmiş. Yıllar sonra ise coşkusu kat ve kat arttıktan sonra ‘Çirkin Kral’ lakaplı Yılmaz Güney’e mektup serüvenini başlatmış. Güney bir süre sonra mektuplara cevap vererek, samimi bir dostluğun kıvılcımları parlamış. Simav PTT’ye gelen mektuplar büyük bir heyecanla defalarca okunarak, özenle saklanmış. Yüksel- Güney yazışmaları günümüzde ise Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Tahir Yüksel’in adına basılan ‘Karanlıktaki Işık Yılmaz Güney’ isimli kitapta tekrar can buldu. Güncel bir bilgi paylaşayım sizinle. Kitabın yeni baskısını Altın Koza Film Festivali yapmak istiyormuş.

Hemen dönelim geri eskilere. Mektuplaşmaların ardından, genç delikanlı Tahir Yüksel, Yılmaz Güney’i farklı cezaevlerinde ziyaret etmiş. “Isparta Cezaevinde birlikte volta attık. Onunla görüşmek için gittiğim şehirlerde birkaç gün beklemek zorunda kaldığım bile oldu. Ama olsun. Büyük bir sevgiyle yaptım.” diyor Yüksel, karanlık salonda sinema perdesine yansıyan ışığı simgeleyen gözleriyle. O gözler heyecanı yansıtıyordu. Hissetmemek mümkün değildi.

1981 yılında yurt dışına firar eden Yılmaz Güney, ölümüne kadar Fransa’da yaşıyor. Bu sürede Tahir Yüksel- Yılmaz Güney dostluğu daha da ilerlemiş. Hatta Güney’in annesi Güllü Pütün onu kendi evladı gibi görmeye başlamış. Olayın trajik kısmına geçelim şimdi. İzmir’de bulunan Güllü Anne, oğlu Yılmaz Güney’in ölümünü öğrenmemesi için Güney ailesi tarafından Tahir Yüksel’le birlikte Simav’a gitmesi uygun görülmüş. Yüksel konu hakkında şunları söylüyor: “Güllü Anne beni çok severdi. ‘Seni görünce Yılmaz’ı görüyorum’, derdi. Yılmaz abinin ölümü onu çok derinden üzecekti. Yurt dışında olduğundan dolayı zaten ona büyük bir hasret yaşıyordu. O yüzden İzmir’den Simav’a götürdüm Güllü Anne’yi. Bizimle kaldı. Medyadan uzak tuttuk onu.”

Güllü Anne Simav’da iki sene yaşamış. Bir gün Tahir Yüksel, Güllü Anne’yle birlikte bir kamera kaydı alıyor. Yüksel, Güllü Anne’ye, oğlu Yılmaz için bir şeyler söylemek ister mi diye soruyor ve ardından anneyle kamerayı odada baş başa bırakıyor.

Güllü Anne’nin söylediklerini, Yılmaz Güney hakkında en kapsamlı arşiv materyalinin bulunduğu belirtilen Tahir Yüksel’in video görüntülerinden izledim. Evrensel olan annelik duyguları beni ve videoyu belki yüzlerce kez izleyen Yüksel’i üzdü. Oturduğumuz yerde sessizlik oluştu. Güllü Anne’nin oğlu Yılmaz Güney için şu sözleri hala aklımda dönüp dolaşıyor:

“Çıktım dağlar başına, ararım seni, kurda kuşa sorarım seni. Gene bulamam seni yavrum. Çıktım yoldan geldim, yuvam yoktur yavrum. Bağrıma bastım taşları, gözüme döktüm yaşları. Ararım bulamam seni yavrum.”